aşık olmak ve aşık olunanı görmek istemek ikilisi (ilişkisi) güneşe bakmak ve hapşırmak ikilisi (ilişkisi) gibi…
Etiketler: dene-me
aşık olmak ve aşık olunanı görmek istemek ikilisi (ilişkisi) güneşe bakmak ve hapşırmak ikilisi (ilişkisi) gibi…
organik meyve sebze yetiştirmek yerine organik yaşantılar yaratmalıyız. senle olan hayat gibi.
sabahları sokağın ortasında durup kafamı kaldırdığımda seni görüp el sallıyoruz ya. sokağın uzunluğu ve başını çıkardığın evimizin yüksekliğinin oluşturduğu o fiziksel görüntü bana sanki sokakta sabah yürüyüşü yapıyormuşuz hissini veriyor.
toprağı parçalayamazsınız. toprak parçalanmaz
vatan anlamında demiyorum toprağın özü anlamında diyorum.
bazı zamanlar olur benim için. evde 3 tane film izleyecek aygıt vardır ve bir tanesiyle dahi film izleyemem. üstüste 3 tane harddisk yakarım. dvd-rom’a taktığım cd’leri okuyamam. böyle bir dönemden geçiyorum gene.
otomatik ödeme talimatı olan bankanın kartını kaybettim. üstüne internet şubesi şifresini unuttum. parola hatırlatma için benden kart bilgisi istediğini farkettiğimde yeni kart için müracaat ettim. bu dönem ödenmeyen faturalardan başım belaya girmeye başladı.
tek elektrik faturası ödenmediğinde elektriğin kapatıldığını öğrendim. aynı gün adsl hattım kapandı. aralık ayında ödenmeyen bir faturadan ötürü imiş. hizmet numaramı öğrenmek için telekomu aradığımda özlem isminde sesi güzel olmayan bir hanım açtı telefonu. hattın kendi üzerime olmadığını sadece fatura ödemek için hizmet numarası istediğimi anlattım kendisine. hattın sahibi bizi arasın dedi. yaklaşık otuz sene önce hattın sahibinin beni doğurduğunu ve çok yakın akraba olduğumuzu iletmeme rağmen vermedi hizmet numarasını. lanet olsun diyip kapadım. geçen ay da nüfus müdürlüğünde sevmiyorum devletinizi lanet olsun diyerek bir çıkış yapmış idim.
topunuzun taaaaa…….. özlem hanım mahkemeye verin beni. buradaki yazıdan ötürü. nüfus müdürlüğündeki adını bilmediğim şef. siz de verin. yanınızda risale okuyan peruklu bayan da ayrıca versin.
herşey yine aynı şekilde oldu. çünkü hepsi bundan önce yoktu. mezarlarından kalkarak vücutlarına yeniden kavuşan insanların oluşturduğu görüntü gibi. hiç bitmeyen bir döngü.
yaşama atıldılar. halbuki biraz önce yoktular. şimdi olmaya başladılar. ve oldular. sonra kayboldular. ama gene oldular. kaybolduklarında varolmadıklarını sandılar. ama gayet de vardılar.
şimdi her anı atomlarına bölmeden yaşamamaya çalışmalıyım.
eskiden sesleri neyse şimdi de sesleri aynıydı. yüzlerinde yaşlanma belirtileri olan pazartesi perşembe geceleri “ölü”lerine yasin okuyan, ölülerinin ardından helva kavuran insanlar… hiçbir şey eskisi gibi değildi. aslında ne zaman gömmüşlerdi onu toprağın üstündeyken. şimdi sadece üzerine toprak atmaları gerekiyordu. hızla ve özenle yaptılar son görevlerini.
bense üzerimde siyah olmayan bir takım elbise, ellerimi göğsümde kenetlemiş olan biteni izliyordum. çocukluğum toprağa gömülüyordu. yüzünü hatırlamadığım babamın mezarını yine hatırlamadığım zamanlarda elimde keser kazmaya çalıştığımı anlatırdı şimdi bu kabire toprak atanlar. bana açtırmadıkları mezarı şimdi kendileri açmışlardı.
ve çocukluğumu toprağa gömdüler. sahi ne zaman öldürmüştünüz aslında fatma ablanızı, teyzenizi, annenizi. zor olmadı değil mi üzerine toprak atmak.
oğlunun mezarına gömülmek nedir bilen var mı?
Son Fikirler