Yeni

dene-me Fikir Yok »

Sana yazdığım ilk gece rüyamdaydın… sürekli rüyalarımda gördüğüm reel yaşamımda hiçbir karşılığı olmayan yüksek bir apartmanda bir dairem var. Hiç kimse ile ilgili olmayan bir yer. Sadece kendime ait yaşanmışlıklarda uzun koridorunda ve geniş odalarında sürekli dolaştığım bir yer. Ferah ama bazen de can sıkıcı.

Seni orada görmek şaşırtıcıydı. Yüzün hep yere dönüktü. Ellerini birbirine dolayıp ellerine bakar gibi yere bakıyordun. Uzaktan yüzüne bakmak istiyordum fakat bunu fark edecek bir halde değildin. Kendine dalmış gibi de değildin. Sorularıma karşılık da vermiyordun. Sadece susup ellerinle oynuyor ve yere bakıyordun. Yeni uyanmıştım. Kapıyı nasıl açtığını sorgulayacakken aslında daha önemli bir şeyi unuttuğumun farkına vardım. O daireyi nasıl bulmuştun.

Yıllardır kimsenin bilmediği sadece kendi başıma durduğum yeri nereden biliyordun ve neden oradaydın? Üzerimden battaniyem alınmıştı. Bir süre sonra sorularıma cevap alamamaktan sıkılıp ben de yere yönelttim bakışlarımı. Yerdeki halı çok büyüktü. İkimizin de baktığı nesne oydu. Üzerindeki desenlere daldığımda hep üç boyutlu bir görüntü yakalayıp onun içinde döner dururdum. Gene aynı şey oldu. O görüntünün içinde yitip gitmek her şeyden sıyrılmayı sağlıyordu her zaman gene aynı şey oldu. Orada olman, nereden geldiğin, nasıl geldiğin ve diğer tüm sorulardan sıyrılıp sadece desenlerin sayesinde yakaladığım o derinlikteydim. Sonra birden senin de aynı şeyi yaptığını fark ettim.

İrkildiğimde o boyuttan normal boyuta gelirdim sürekli böyle olurdu fakat bu sefer normal boyuta dönemiyordum. Yüzüne baktım fakat baktığım mekan dünya değildi. Başka bir boyuttu. Mekan denince akla gelen zaman olgusu da yoktu o an.

Sadece yüzün ve tebessümün vardı gözlerimin önünde. Bendeki şaşkınlığa gülümsediğini sanıyorum. Sanki o mekanı benden daha çok tanıyordun.

Her şey çok güzel olacak inşallah.


Etiketler: , , , , , ,

Eski

dene-me Fikir Yok »

Yazma isteği gelince eski defterler eski olaylar eski sokaklar eski ne varsa dökülüp duruyor. Yok ettiklerimden arta kalanlar dahi kuyulara sürüklemeye yetiyor kendimi. Arta kalanlar değil belki de sadece biriken ve kazınan şeyler. Elle tutmaya çalışıyorum dibe batmak adına fakat etrafımda somut bir parça bulamıyorum. Soyut anlamlarda tutunmaya çalışmak yoruyor ve tutunamayıp düşüyorum. İçim sürekli yere düşüp tekrar yerine dönüyor.

Hüzün bu düşü(nü)şlerle beraber insanın yüreğindeki en büyük yeri kaplıyor ve nefes almak dahil bir çok eylem zorlaşıyor. Hareket kabiliyeti ortadan kalkıyor. Odamın perdelerini kapatıp bir melodi eşliğinde “kara” duvarımda kaybolmak istiyorum gene. “Susku” en güzel haliyle karşımda duruyor şimdi. Dizlerini karnına çekip oturmuş bir insan siluetine dönüşüyorum. Yabancı bir yerde olmak ürkütüyor. Odama ulaşamayacağımı düşünüyorum sonsuza kadar, eğer odamda değilsem… Üstünde yıldızların önünde poz vermiş koca bıyıklı bir kedi figürü olan fincanımın içindeki tomurcuk ve seylan çayı harmanı ile yapılmış demli çaya uzanmak dahi zorlaşıyor.


Etiketler: , , , , , , ,
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Yazı RSS'i Yorum RSS'i Giriş
Creative Commons License