aslında eloy bana bu alanı lütfedeli uzun süre geçti denebilir. işimin yoğunluğu, devam ettiğim yazılım kursu ve bunlardan arta kalan zamanlarda giriştiğim geyik faaliyetlerinden ötürü herhangi bir paylaşım durumum söz konusu olmadı bu alanla ilgili.
ki eloy‘cuğuma bir teşekkür etme olayına bile girmediği anlayarak utandığım zamanlar da olmadı değil.
8 türk askeri esaretten kurtulalı sanıyorum henüz bir kaç gün geçti. benim esaretten kurtulmamın üstünden ise yaklaşık 5 (beş) ay geçti. blogsal faaliyetlerden ve internetteki diğer tüm yazınsal, görsel, sosyal tüm aktivitelerden esaret durumundan ötürü uzağım yaklaşık 2 (iki) senedir. bu arada esaretten kastım da askerlik denen hengameden geçtim veya diğer bir anlatım şekliyle bu ağır yükü omuzlarımdan attım.
şimdi kendime gelmeye ahmed yasin’le haşır neşir olmaya, arkadaş olmaya, baba olmaya çalışıyorum. hatunla da gayet iyiyiz ve boş vakitlerimizde sinema takip ediyoruz. hala izlenilmesi gereken filmleri bitiremedik maalesef. sosyal akraba çevremize gereken vakti de ayırmıyor değiliz. sorunsuz insan tanımlamasına giriyoruz böylelikle ama böyle olmak adına herhangi bir çabamız da yok.
ve moralimizi bozan gene çok fazla şey var. her hafta moral bozacak gelişmeler oluyor ve çok güncel siyaseti ya da gündemi takip etmememize rağmen yine de moralimizi bozmayı becerebiliyorlar. ama yine de bunca şehir yaşantısı içinde olma durumuna rağmen bir çok olaydan, fikirden, nesneden ve kişilerden uzak durmaya çalışıyoruz.
ayrıca wp’nin bu devrim sayılan arayüzü 2 sene önce çok popüler ve güzel görünüyordu ama artık bu görüntünün yavan geldiğinin farkındayım. ama tasarım konusunda kötü fikirlere sahip olmamdan ötürü ve vaktimin olmamasından ötürü hiç theme olayına giremedim. bu konuyla bilahare ilgilenmeyi planlıyorum.
bizim onur nam’ı diyar naftalin şu an askerde. son dönem çok fazla özlemeye başladım kendisini. Allah’tan baykal istanbul’da ve onunla dertleşme durumlarımız oluyor ve beni bu dertleşmelerin ferahlattığı oluyor.
ufak bir de alıntı yapayım ali şeriati‘den ve bugünlük bitireyim:
“Aslında Allah tek boyutlu, kutlu, kof, uysal ve kalıba girmiş adamlardan hoşlanmaz. Değilse ne diye yaratılışlarının başlangıcından buyana sürekli “ya rüku ya da sücud halinde…” olan meleklere isyankar, günahkar, elikanlı Adem’in önünde secde ettiriyor? Ali, Kur’an hafızı; gecelerini ibadetle geçirip, gündüzleri oruç tutan, yine geceleri ihya eden dört bin kutlu eşeği Nehrevan’da ne diye kahramanca kılıçtan geçiriyor? İçki içen ama vefakar ve şuurlu bir ayyaş bütün bu insanımsı, mukaddesimtrak, beyinsiz “cansızlar”dan daha iyidir. Allah, kendi zayıflık ve acizliklerini isteyerek, bunu Allah’a ibadetle telafi edenlerden uzaktır. Bir tahtaları eksik olup, onun boş kalan yerini dinle dolduranlardan da nefret eder. Biliyorum.”
Etiketler: dene-me, selamlama, ahmed yasin, askerlik, geyik, özlem
Kasım 8th, 2007 at 09:12
bu seferlik böyle olsun