Kas 28
15 dakikadır telefonda “turkcell‘le bağlan hayata” cingılı dinleyerek müşteri temsilcisinin müsait hale gelmesini bekliyorum. çok gerildi sinirlerim. bu bekleyişler uzadığında kapatasım geliyor ama bu sefer de uzun zamandır beklediğim ve bu beklediğim vaktin boş yere gideceğini düşünüp beklemeye devam edip daha fazla bekliyorum.
bu yazıyı telefonda beklediğim süre içerisinde yazmaya başladım ve bu süre zarfında lütfedip açtılar sağolsunlar. “live messenger” hizmeti ile ilgili olarak çok yoğun olduklarını ilettiler gayet de artist bir tavırla. “reklamlarda görmüşsünüzdür” dediler. “tv izlemiyorum internette de rastlamadım” diyerek karşılık verdim ben de.
Etiketler: fasa fiso,
reklam,
telefon,
turkcell
Kas 24
bu klavyenin “” tuşu yok ve ben bu klavye ile cüle kurak için o tuşu da kullanalıyı. Acaba bu klavyede hangi harf basıyor? daha ne kadar ipucu istiyorsunuz ki? Devamı… »
Etiketler: dene-me,
ipucu,
klavye,
pc
Kas 23
aslında uzun zamandır topkapı-davutpaşa civarı kaldırımlarından söz edesim var. üşenmekten midir, yoğunluktan mıdır, çok da önemli değil demekten midir fakat bir türlü yazmak nasip olmadı. 2 gün önce sabah işyerine geldiğimizde aynı binada çalıştığımız iki arkadaşa araba çarpması artık bu kaldırımlar konusunda yazı yazma olayını farz durumuna getirdiğinden mecburen oturup birşeyler yazayım dedim.
Topkapı veya Davutpaşa civarında çalışıyor veya yolunuz bir şekilde buralara düştü ise mutlaka farketmişsinizdir kaldırımların yürünemeyecek kadar kötü durumda olmalarını. Bu olayda muhtemelen hem belediyenin hem de bölgede üretim yapan fabrikaların ve diğer firmaların önemli rolü var. Kesinlikle düz bir şekilde kaldırımlarda yürümeniz mümkün değil. Fabrikalar yoğun olduğundan sabah ve akşam vakitlerinde yaya trafiği yoğun olmasına rağmen kaldırımlar konusunda en ufak bir çalışma dahi söz konusu değil. Ve arabalar da ne hikmetse bozuk kaldırım olan o yolda çok süratli bir şekilde gidiyorlar. Geçen haftada bir minibüs şoförü yaya yürüyen insanlara çarpmış.
2 gün önce de aynı binada çalıştığımız iki arkadaş yolun boş olmasından istifade ederek karşıya geçmeye çalışıyor iken yine yolun boş olmasından istifadeyle fabrikasından hızla yola fırlayan bir müdürün arabasının kendilerine vurmasıyla kuş misali takla atarak kötü bir kaza geçirdiler. Yine geçmiş olsun dileklerimi buradan da iletmiş olayım. Allahtan baş bölgesine atılan bir kaç dikiş dışında çok da büyük bir yaralanmaları olmadı. Ama bu kaldırım hadisesi çözülmezse muhtemelen bu kazalardan daha çok insanın canı acıyacak.
Etiketler: yol durumu,
davutpaşa,
kaldırımlar,
trafik,
trafik kazası
Kas 19
henüz 17 yaşında geçim sıkıntıları çeken bir çiçekçi kızın çalıştığı fabrikadan ayrıldıktan sonra birisi vasıtasıyla uyuşturucu kuryeliği yapmasının hikayesi.
genelde uyuşturucu üzerine yapılan filmler kötülemeye çalışır gibi gözükse de çok sağlam uyuşturucu propagandası yaparlar gibi bir önyargım var. bu film bu filmlerden ayrı bir kategoride. direk uyuşturucu ile ilgili de değil zaten.
filmin merkezinde genç bir kız hikayesi var. amerika’ya yerleşme hayali ile bu işin içine giriyor. çok çok başarılı olmasa da yönetmenin henüz ikinci filmi olduğunu öğrendiğimde çalışmanın hiç de fena olmadığı hissine kapıldım.
esas kızımız ya da başrol oyuncumuz da gayet güzel iş çıkartmış.
fabrikada şefle yaşanan diyalog olsun, banyoda üzüm yutarak egzersiz yapma durumları olsun, uçakta vücuttan çıkan uyuştucu dolu tüpleri diş macunu ile yıkayıp tekrar yutma sahneleri olsun beni baya gerdi. izlemeye değer sahneler mi bu tartışılır tabii ama kötü duygu anlamında bile insanı sarsacak yapımlar bulmak kolay olmuyor bu zamanda.
Etiketler: sinema,
maria full of grace,
uyuşturucu
Kas 19
94-95 yıllarında rastladım o dönem walkmanimden çıkaramadığım kardeşime mektup isimli şiir dinletisine. murat kapkıner’le özel anıları olan bir dostumdan ilginç bir hikaye dinlemiştim 2000 lerde. cemaat.com‘da gezinirken rastladım demin ve beni çok önceki zamanlara attı yazı.
sonra yazıda bulunan linkten youtube‘da kardeşime mektup(metin önal mengüşoğlu) için yapılmış klibe geçtim. düğün davetiyem’de bile bu şiirden bir alıntı var olmasına rağmen o zamanlar bu kadar özlem duymamıştım diye düşündüm.
“……………………………………………………….
sana döndümse şimdi ben
bütün eski sevgilerimi yığarak döndüm,
yaşayamadıklarım, yaşayabildiklerimden daha çok ve daha layıksa özlenmeye;
bil ki yaşayamadıklarımızı yaşanabilir kılmak için savaşmak
seninle bir menekşeyi koklayıp soldurmaktan daha güzeldir
……………………………………………………………………………………………
Metin Önal Mengüşoğlu”
mısralarını düğün davetiyemde kullanmış ve kayınpederimle bununla ilgili polemiğe dahi girmiştim. çok özlemişim. farkettim ve paylaşayım istedim. belki benim gibi özlem duyanlar bu sayfalarda denk gelir.
Etiketler: dene-me,
kardeşime mektup,
metin önal mengüşoğlu,
özlem,
şiir
Kas 17
delirdiğimi düşündüğüm bir sırada aslında hiç akıllı olamadığımın bana hatırlatılması şu sıralar yaşadığım en güzel şeydi.
Etiketler: dene-me,
delirmek
Kas 16
işyerine giderken sürekli kullandığım yol üzerinde iki tane unlu mamüller satan amca var. 3 şeritli bir yolda trafik ışıklarında karşı karşıya satış yapıyor bu amcalar. birisi tahtadan yapılmış tezgahında diğeri tofaş kartal arabasının bagajına yapılmış tezgahta satıyorlar ürünlerini.
sabah yaya trafiğinin yoğun olduğu bir yer üzerindeler. ara ara diyaloglarına şahit oluyorum. dün de yine ilginç bir diyaloglarına şahit oldum ve yazmak istedim. trafik ışıklarında araçlar durmuştu ama diğer yoldan gelen araçların sesleri iletişim kurmayı güçleştiriyordu. aralarında da mesafe olduğu için birbirlerine bağırarak seslerini duyurmaya çalışıyorlardı. ismini bilmediğim tezgahı tahta olan amcamız diğer amcaya şu şekilde bağırıyordu:
“kamil ağa. bugün alamanyadan iyiyiz!“
Etiketler: dene-me,
davutpaşa,
yol hikayesi
Kas 16
tüm tanımlardan geçmek isterdim şimdi. dünyadaki tüm varlıkları yoluna kurban etmektense kendimi sana kurban edebilmeyi yeğlemek isterdim. affetmenin ve affedilmenin soğuk ve üşüten ikliminde sensiz, yalnız başıma bu kadar çıplak gezmeyi hiç hayal etmemiştim.
“ellerimi bırakma” diyecek kudreti bulsam, ‘ellerini tutma cesareti‘ni toplayamıyorum kendimde; utancımdan ötürü. Yaşadığım şeyle arzu ettiğim, hayalini kurduğum şey arasında gidip geliyorum. öylece…
tüm insanlığın gözü önünde; senin önünde diz çökmüş bir halde ellerini avuçlarıma alıp, sonra ellerini ters çevirip, yüzümü ellerine gömerek; affına sığınmak isterdim. şekilsel ve imgesel hiçbirşey eksik kalmasın diye…
hala yüreğimi yüreğine yaklaştırdığımda, kanın vücudu terkederken bıraktığı o garip sıcaklık hissini duyumsamak yoruyor, yoruyor, yoruyor…
sana olan yakarışım hiç bitmeyecek.
Etiketler: dene-me,
af,
ellerimiz,
yakarış
Kas 14
birinci resim şu:
dünyada yaşayan insanların tümünün kullandığı çeşitli teknolojiler ve yine insanların bitirmek üzere olduğu doğal “kaynak”ların “küresel ısınma” denen tehditi yarattığı ve buna karşı önlem alınması durumu çok popülerleşti biliyorsunuz. artık kredi kartınızı bile alırken “küresel ısınma”ya karşı duruyorsunuz.
ikinci resim ise:
hala sömürülen, hala sürgünlere ve ölümlere yollanan, ölümleri sadece istatiksel veri olan insan soyu artık iş dünyasında senelerdir kaynak olarak tanımlanıyor. bunlar için departmanlar var “insan kaynakları” adında.
doğal kaynakların korunması ve küresel ısınma karşısında önlem alınması gerekliliğinin farkına varan insanların 2nci resim hakkında ne zaman düşünüp ne zaman birşeyler yapabileceklerini sorguluyorum. hiçbir tasavvurla beynimde bu düşünceye şekil veremiyorum.
ve birinci ve ikinci resmi de kapsayan asıl resim tüm bu öğretilerin çok dışında hala. bu yüzden hala “çöl”den bahseden birilerini algılamaya çalışmak önemli.
Etiketler: dene-me,
çöl,
doğal kaynaklar,
insan kaynakları,
küresel ısınma
Kas 13
Stanley Kubrick’e olan hayranlığım sinemaya karşı ilgi duyduğum ilk zamanlardan kalma bir hayranlık. Yaptığı işleri çözmeye, algılamaya çalışıyorum. Arada kopuk bir kaç film hariç tüm filmleri izlediğimi düşünüyorum. Ara ara geriye dönüp bir daha izlediğim bile oluyor bazı filmlerini. (Aynı kitabı tekrar okuyup farklı bir bakış açısı yakalama ile aynı şey bu durum.)
Lolita (imdb, beyazperde) filmi izlenmesi gereken filmler listesinde duruyordu benim için. Dün akşam izleyebildim filmi. Filmin uyarlandığı romanı okumak isterdim izlemeden önce fakat Stanley Kubrick romanı yazan Vladimir Nabokov’la beraber senaryolaştırmış filmi ve romanda 12 yaşında olan “lolita” 15 yaşında olarak düşünülmüş. Buna rağmen 1962 yılında yayınlandığında çok tepki çekmiş film.
Peter Sellers’ın Kubrick filmlerindeki performansı beni çok güldürüyor. Bu filmde de filmin sonu ve başlangıcındaki 10 dk.lık seans çok güldürdü. Devamı… »
Etiketler: sinema,
alev alatlı,
kubrick,
lolita,
nabokov
Son Fikirler