Kas 16
işyerine giderken sürekli kullandığım yol üzerinde iki tane unlu mamüller satan amca var. 3 şeritli bir yolda trafik ışıklarında karşı karşıya satış yapıyor bu amcalar. birisi tahtadan yapılmış tezgahında diğeri tofaş kartal arabasının bagajına yapılmış tezgahta satıyorlar ürünlerini.
sabah yaya trafiğinin yoğun olduğu bir yer üzerindeler. ara ara diyaloglarına şahit oluyorum. dün de yine ilginç bir diyaloglarına şahit oldum ve yazmak istedim. trafik ışıklarında araçlar durmuştu ama diğer yoldan gelen araçların sesleri iletişim kurmayı güçleştiriyordu. aralarında da mesafe olduğu için birbirlerine bağırarak seslerini duyurmaya çalışıyorlardı. ismini bilmediğim tezgahı tahta olan amcamız diğer amcaya şu şekilde bağırıyordu:
“kamil ağa. bugün alamanyadan iyiyiz!“
Etiketler: dene-me,
davutpaşa,
yol hikayesi
Kas 16
tüm tanımlardan geçmek isterdim şimdi. dünyadaki tüm varlıkları yoluna kurban etmektense kendimi sana kurban edebilmeyi yeğlemek isterdim. affetmenin ve affedilmenin soğuk ve üşüten ikliminde sensiz, yalnız başıma bu kadar çıplak gezmeyi hiç hayal etmemiştim.
“ellerimi bırakma” diyecek kudreti bulsam, ‘ellerini tutma cesareti‘ni toplayamıyorum kendimde; utancımdan ötürü. Yaşadığım şeyle arzu ettiğim, hayalini kurduğum şey arasında gidip geliyorum. öylece…
tüm insanlığın gözü önünde; senin önünde diz çökmüş bir halde ellerini avuçlarıma alıp, sonra ellerini ters çevirip, yüzümü ellerine gömerek; affına sığınmak isterdim. şekilsel ve imgesel hiçbirşey eksik kalmasın diye…
hala yüreğimi yüreğine yaklaştırdığımda, kanın vücudu terkederken bıraktığı o garip sıcaklık hissini duyumsamak yoruyor, yoruyor, yoruyor…
sana olan yakarışım hiç bitmeyecek.
Etiketler: dene-me,
af,
ellerimiz,
yakarış
Son Fikirler