orman

dene-me 1 Fikir »

bir insanın gelişim sürecine şahid olamayacağımı düşünürdüm. bu yüzden çocuk yetiştiremeyeceğimi ve hatta çocuğu yetiştirme, eğitme görevini anne dahi alsa onun yanında yaşamıma devam edemeyeciğimi düşünürdüm.

evlilik sürecinde bu korku devam ediyordu. ahmed yasin aramıza geldiğinde henüz biz bebeklikten kurtulduk mu ki diye soruyorduk kendimize. kucaktan, kundaktan, beşikten sıyrıldıktan sonra başlayan sorularıyla bizi güldürdü, düşündürdü, eğitti ve eğitmeye devam ediyor.

sürekli ama sürekli öğrenen bir birey, sürekli ve hızlı bir şekilde aklına alan, onu unutmayan gerektiğinde rahatsız edecek kadar hatırlatan ve hiç bir şekilde dünyayı umursamayan bir arkadaşımın tabiriyle organik anarşist.

bu sıralar ormandan çıkaramıyoruz ahmed yasin’i. yolda yürürken elinde mutlaka bir ağaç parçası olmalı. ıslak veya çamurlu değilse toprakları mutlaka ellemeli. otları koparmalı. hava iyiyse üzerinde yuvarlanmalı.

eline aldığı silahıyla (herhangi bir gereç) atına biniyor ( bu at bazen annesi, bazen ben bazen de başkası) ve ormanında ilerliyor. “geldik herhalde oğlum” dediğimde “yok henüz gelmedik” diyor ve yolunu tamamladığında sevinç nidaları atıyor.

bir gün bir ormana girsek ve ailecek kaybolsak… herşeyden uzak… herkesten uzak…


Etiketler: , , ,

dışarı ile içerisi arasında sadece kapı mı var?

davul-tokmak, dene-me, fasa fiso 1 Fikir »

cuma ertesi anahtar alınmadan dışarı çıkıldığı için 2 arkadaşla beraber dışarda kaldık. anahtarı almadıklarını farkettikleri saat de gecenin 12:30′u idi. bir komşudan tornavida ve bir kaç araç gereç alarak kapıyı zorladık fakat açmamız mümkün olmadı.

kredi kartlarının çilingir servisleri geldi aklımıza, internet cafede sabahlama fikri geldi fakat güzelim ev varken ve arada sadece bir kapı varken ev dışında kalmak bünyemize ağır geldi. internetten çilingir diye arattık ve gecenin 1′inde çok da umudumuz olmamasına rağmen şuradan bulduğumuz numarayı (444 0 193) aradık. 10-15 dk içinde gelebileceklerini söylediler. 50 ytl’yi gözden çıkarttığımızı aramızda konuşurken onlar da tam üstüne basarak 50 ytl. ücret istediklerini ifade ettiler. ve istanbul’un ücra köşelerinden birinde olmamıza rağmen dedikleri saatte de gelerek bizi şaşırttılar.

bizim 6 tornavida, 3 kerpeten, 8 dozerle 30 dk. uğraşmamıza rağmen açamadığımız kapıyı bir tornavida ve küçük bir demir vasıtası ile 30 sn. sürmeden açtı gelen amcamız. ücreti verdik ve eve daldık. gün yorucu idi gece yorucu oldu ertesi gündüz daha da yorucu.

çilingirlik hizmetini duyurmuş olayım dedim. google gayet bunu yapıyorsa da ücret olsun, güvenilir olup olmayacakları konusunda bir önfikriniz olsun istedim.


Etiketler: , , , , , , ,

muallim

dene-me, fasa fiso 3 Fikir »

muallim lafzını kullanmıyoruz artık. tdk öğretmen tanımıyla eşleştirmiş muallim’i. eğitim kurumlarımızdaki eğitim veren personele “öğretmen” deniyor. öğretmekten geliyordur sanırım.

milli eğitim bakanlığını web sitesinde öğretmenlerle ilgili özlü sözler kısmı var. oradan bir kaç alıntı yapmak istedi canım:

Öğretmenlik Tanrı sanatıdır. (Hz.Ali)

Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder. (Atatürk)

Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir. (Socrates)

bir de eğitimle ilgili pink floyd’dan unutulmaz bir enstantanemiz var herkesin bildiği:

we don’t need no education

aslında ben bunları ne için yazıyorum. sabah 6:18′de kalkan ben 7 gibi henüz güneş doğmadan ofiste olur. ve saat 10:30 a kadar neredeyse gününü yarılamıştır. gelen telefondaki ses henüz yeni okula gidildiğinden, okula gidildiğinde de öğrencileri geziye götüreceklerinden bahseder. bundan sonraki bahis konusu ise sömestr tatilidir. kesinlikle kıskandırmak ya da kızdırmak gibi bir gaye yoktur. fakat insan bu tür hikayeler duya duya psikolojisini yıpratabilir, canı sıkılabilir vs…

boşverelim değil mi. aslolan: “yaşasın okullarımız, biricik öğretmenlerimiz, tek tanecik müdürlerimiz”


Etiketler: , , , , ,

aç! kapayabilirsin! yok yok aç! yok yok istersen kapayabilirsin!

davul-tokmak, dene-me Fikir Yok »

başörtüsü meselesi güncel siyasete çok fazla alet ediliyor. kimi dönem başörtüsü sorununun hiç bir şekilde kendi sorunu olarak algılamayacak çeşitli insanların bile sorunu haline geldiğini görüyoruz. halka oynamak, tribünlere şarkı söyletmek basit iştir. önemli olan trübünlere söyletmek değil doğruları hayata geçirmek, iyi yaşamak, kötülüğü de ortadan kaldırmaktır. fakat öyle bir çağda yaşıyoruz ki maalesef bu laftan sonra başörtüsü örtmeyen bayanları ortadan mı kaldırmak istiyor bunlar bile denebilir.

sadece cumhurbaşkanlığı seçiminde seçim protestosunu yaygınlaştırmayı amaçlayanlar oldu. bense hayatım boyunca bu tarz kirli işlerde ufacık da dahi parmağım olmasın diyerek sandığa gitmedim. bundan sonra da beni sandalyemden, yatağımdan, evimden çıkarıp oy kullanmaya götürmeleri çok zordur.

tayyip efendi’nin yurtdışına çıkarken başlattığı ve dönüşte de devam ettirdiği ve gündeme taşıdığı başörtüsü hadisesi tepe gündem maddesi haline geldi. ve sanki başörtülü öğrenciler okullarına girebilecekler. e madem sokacaktınız tekrar neden 10 senedir almıyorsunuz. 10 senedir okullara alınmayan, okulundan atılan öğrencilerin günahı neydi. madem başörtüsü takmak günah değildi de neden yasakladınız. ya da günahsa şimdi neden serbest bırakacaksınız.

ikna odalarınızın yerini ne alacak şimdi merak ediyorum. anılarımızı bile zar zor hatırlıyoruz şimdi yasağın başladığı 97-98 senesinden. biliyoruz okullarınızın 5 para etmeyeceğini. fakat bu mesele sadece okul değil bunu da biliyoruz. kamusal alan diye tanım koyar içini de utanmadan kendiniz doldurursunuz herşeyde yaptığınız gibi.

“ben”leriniz yüzünden unutmadınız mı bizi zaten? ibrahim babamız, dedemiz, atamız, peygamberimiz olsa da öğretse hepimize tekrardan tevhidi. sınıfsal ayrımı, ilk nesil insanları. ateş bile olsanız ibrahim’i yakamazsınız biliyorsunuz değil mi?


Etiketler: , , , , , , ,

tuğyan

davul-tokmak, dene-me Fikir Yok »

bu aydilge‘nin kahramanı tuğyan aslında bizim eskimizdeki tuğyandır. bizim eskisi ise bazılarının yenisidir. keşke bu tuğyan, tuğyan da olsa bizim hem eskimiz hem de eskimemişimiz olsa… olay bu mudur peki? değildir.

abim bir arabanın arkasına yazılan veya yapıştırılan bir yazı söyledi sanırım geçen sene görmüş yolda: “AZMAYIN! ALLAH VAR!” şeklinde bir yazı. ünlemleri ben koydum. ama yazıya ben olsam bir şey daha ekleyerek “ve sadece yukarıda değil…” ifadesiyle bitirirdim. çok da bağırmazdım ama sesle duyurulacak bir fikir belirtme biçimi de değilmiş…


Etiketler: , , , , ,

modern müslümanın konfor algısı

dene-me, fasa fiso 1 Fikir »

istanbul’da su manzaralı mekanlara karşı ayrı bir ilgi olduğunun hepimiz farkındayızdır. özellikle boğaz manzarası istanbul’da yaşayanlar ve hatta istanbul’da yaşamayanlar tarafından sevilir, konuşulur, üzerine yazılar, şiirler yazılır.

ilk başta su manzaralı dedim çünkü sadece boğaz değil çeşitli kurumlar tasarladıkları dış mekanlara yapay göletler kurup etrafına masalar yerleştirerek ilgi çekmeye çalışıyorlar. pierre loti tepesi, çamlıca tepesi ve bilumum tepeler tepe olmayan, su görmeyen veya su yanına kurulmayan tesislere göre daha fazla ilgi çekiyor. ücretler de buna göre biraz artış gösteriyor. belediyeye ait tesislerde fiyatlar diğer özel firmaların fiyatlarına göre ‘bedava’ olarak nitelendirilebilir. belediye tesislerinde tek sıkıntının iç mekanlarda sigara içilmemesi olduğunu düşünüyordum fakat gelecek yasakla beraber diğer mekanlara da bu yönde baskı yapılacağı aşikar.

manzaralı, yiyecek ve içecek tüketilip çeşitli muhabbetler yapılabilecek mekanlar bu şekilde ilgi çekerken, kılınabilecek bir namaz sonrası eşsiz bir boğaz manzarası izlenebilecek, banklarına oturulup sigara tüttürülebilecek, pipo tüketilebilecek çok sayıda camiimiz de var. ortaköyden itibaren isimleri sayılabilir bu camiilerin. ortaköy’de yahya efendi ve ortaköy camii, arnavutköy camii, emirgan camii vs.

dün arnavutköy camiinde abdest alma bölümlerinde sıcak su aktığını da gördük. daha önce bir tek eskişehir’de görmüştüm bu durumu. eskişehirdeki ısıtıcı ile sağlanan bir sıcaklık değildi ve soğuk suyuda yoktu. orada tuvaletlerde dahi doğal kaynak suyu sıcak şekilde akıyordu. arnavutköyde sıcak ve soğuk tercihi sizin elinizde. kış vakitlerinde üşümemeniz için herşey tasarlanmış.

gülün gülün ben de öyle yapıyorum zaten :)


Etiketler: , , , , ,

cet

davul-tokmak, dene-me, saygı, selamlama 1 Fikir »

atalarımızı doğru yol üzerinde bulamama geleneğini peygamberlerimizden alıyoruz. inşallah çocuklarımız ve torunlarımız bizi dosdoğru bir yol üzerinde bulur diye dua ediyorum bu durum karşısında.

bizim bir dedemiz var. dünya yaşıyla 75′i geçti. ramazan ayında umreye giderek 100 gün (hacc dönemine kadar) kutsal beldede kaldı. bu onun 2nci kez gidişi hacc için. zorlu bir yolculuk yaptı. çoğumuzun yaptığı gibi uçağa binip de gitmedi ya da gidemedi. bu insanlar kaçak diye nitelendiriliyorlar çok ağırıma gidiyor. o kadar sıkıntıya oradaki milyonlardan yüzde kaçı katlanabilir bunu arada bir kendime soruyorum.

öncekilerin hikayeleri vardır hacc’la ilgili. “4 ayda gitmiş. atla, deveyle yapmış yolculuğunu” şeklinde anlatırlar. onlar geldi aklıma dedemizi hacc’dan sonra yaptığımız ziyaret sonrası. kaçımız 4 ay süreyle televizyonumuzdan, bilgisayarımızdan, hatunumuzdan, çocuğumuzdan, işimizden, dünyamızdan kopabilir? Devamı… »


Etiketler: , , , , , , , ,

çelme

dene-me 3 Fikir »

hard candyzamandan, mekandan, ve kelimelerden geçmeni isterdim. kendinden kaçmanın dahi mümkün olmadığı en kuytu köşelerinde yorulmanın bile adının geçmediği bir yürüyüşteyim. sözüm sana sabit.

şimdi ben buradayken, ve hiçbir yere gitmeyecekken; yanlış anlaşılmayı düşünmeden, duyan var mı diye bir korkun olmadan, en kendine ait tanımlarla, en kendine ait tanımsızlıklarla kur cümlelerini. kendine dahi duyurmadığın cümlelerle varolmak istiyorum.

sana ait cümleler kurmanın kutsallığına takılma. sana ait cümleler değil sana ait yaşanmışlıkların, kendine dahi söylemekten imtina ettiğin cümlelerin daha kuytusundayım. zaman her zamanki gibi yok.

başlarken adınla başladıysam gelişirken senle büyümek zorundayım. senle büyüyen ben biter mi hiç? hiç bitirebildin mi kendini?

neden mi bağırıyorum? fısıltılarım ne zaman bağırmaya dönüştü benim. derdimiz zaten pencereyi açıp da ya da durduk yerde herkesin ortasında ya da herkesin en ortasında ve yoksuzluğunda şöyle ciğerlerimizi acıtacak kadar bağıramayışımız değil mi? hira’sını arayan bedenler hira’sını bulamadan bağıramıyorlar mı acaba?

bırakalım sevgiyi, aşkı, seviyi, sevdayı… düşündüm mü bunlar üzerine tapmaya dair tanımlar yapmak yerine her tarifin bir tahrif olduğu bilinciyle sana tapınmayı tarif edeceğime sana tapmayı pratiğe geçiriyorum. geçelim bunları. ya da geçelim bunlardan. birlikte tapınmak dururken neden tapalım ki birbirimize?

vedud ismine tapalım. içimize sevgiyi koyana tapalım. içimize irfana ulaşmanın anahtarlarını koyan tek rabbe tapalım, tapınalım. öğreniriz daha sonra guslü, abdesti, namazı. ilk önce tapınmanın ruhuna varalım. ruh yoksa ne kalır farkımız solucandan.


Etiketler: , , , , , , ,

“bir kuş vurulursa ancak yüreğinden vurulur…”

dene-me 1 Fikir »

bolu ile ankara arasında 130 ila 140 km/s hızla giderken karla kaplanmaya yaklaşmış yolda arabanın önüne atlayan bir güvercin ilk önce kaputa, oradan sileceklere, oradan da arabanın üst tarafına çarparak can verdi. sanıyorum soğuktan üşümüş ve hareket kabiliyetini yitirme düzeyine gelmişti.

2 güvercindiler… 1′i sola uçtu diğeri sağa. sağa giden öldü. kötü olay ve kötü görüntüydü. herşey bu kadar basit. bu kadar kısa zamanda bu kadar büyük bir olay yaşanıyor… görmek ve yaşamak. ya da yaşayamamak…


Etiketler: , , , , ,

sersemler evi

davul-tokmak, selamlama Fikir Yok »

Sersemler evigeçen ay başı devlet tiyatrolarından “sersemler evi” oyununa bilet almıştık. cumartesi günü (29 aralık)’da ahmed yasin’i babannesine bırakarak gittik oyuna.

oyun hakkında çok fazla okumadan gittik oyuna. bildiğimiz tek şey yüzlerinde maske ile oynayacakları ve oyunculuğun vazgeçilmezlerinden olan mimiklerin oyunda yer almadığıydı. izleyenlerde farklı bir tat bırakacağına yönelik bir propaganda vardı tanıtıcı metinde.

yazının bundan sonrasında oyun hakkında çok fazla izlemeyip de izleyecek olanları rahatsız etmeyecek oyun hakkında bilgi var. izlemeniz durumunda burada yazılanlardan etkilenmezsiniz fakat bu uyarıyı gene de yapmak istedim.

ilk sırada ve hoparlörün hemen yanında oturmak biraz rahatsız edici oldu. oyun başladığında ilk 10 dakika geçmeden bu oyunu tamamlayamayacağımı düşündüm. maskeler sayesinde mimik yoktu oyunda. bir de onun üstüne ses de yoktu. ses ve mimik olmayınca iş tamamen vücutlara ve müziklere kalıyor. fakat bizim için hoş bir deneyim oldu. ortada verilen bir mesaj yoktu fakat sahne tasarımı, kullanılan müzikler ve her ne kadar ses ve yüzleri olmasa da oyuncular iyiydi.

oyuna 10 dakika içinde ısınmak konusunda çok zorlanıyorsunuz fakat içine girdi mi vaktin nasıl geçtiği de anlaşılmıyor. bunu hissedince oyuna ara verilmemesi sanki bir özgüven eksikliği gibi geldi bana.

oyundaki en hoş sahne ise cesetten çıkan ruh sahnesiydi.


Etiketler: , , , , ,
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Yazı RSS'i Yorum RSS'i Giriş
Creative Commons License