insan beyni bu post-patalojik saçmalığa karşı sürekli hormonlar salgılayarak, zihni toplumsal algılayış içinde tutmaya çalışıyor. Hormonlarımızın sosyal zırvalarla uyumsuz raksı hayat. Vel hasıl kelam zaman(!) dilimleri içerisinde sakinleştirici, uyarıcı ve müshil etkileri oluyor kişinin kendine. Yeri gelmemişken; bu “kendim” kavramı da zaten bazı primatlara özgü ilginç bir bal. Kendim dediğin anda, ötekileştirdiğin, şekillendirmeye çalıştığın bu özne-nesne uyumsuzluğundan dolayı garip bir girdaba saplanıyor ve bir ömür kendini mutlu etmeye, tatmin etmeye, yüce etmeye, yerlebir etmeye çalışıyorsun ki; insan sosyalliği parodisi ya da ortada birşey olmadan oynanan bir oyun olduğuna göre pandomiminin temel taşı “kendim”… onu değerlendirenin kim olduğu gözardı edilerek. ya bir ben yoksa benden içre, hiç ben yoksa içimde.
Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/.excess/huseyincelikel/nisyan.org/wp-includes/comment-template.php:578) in /home/.excess/huseyincelikel/nisyan.org/wp-content/plugins/sayfa_sayac.php on line 451
Ekim 10th, 2008 at 20:15
insan beyni bu post-patalojik saçmalığa karşı sürekli hormonlar salgılayarak, zihni toplumsal algılayış içinde tutmaya çalışıyor. Hormonlarımızın sosyal zırvalarla uyumsuz raksı hayat. Vel hasıl kelam zaman(!) dilimleri içerisinde sakinleştirici, uyarıcı ve müshil etkileri oluyor kişinin kendine. Yeri gelmemişken; bu “kendim” kavramı da zaten bazı primatlara özgü ilginç bir bal. Kendim dediğin anda, ötekileştirdiğin, şekillendirmeye çalıştığın bu özne-nesne uyumsuzluğundan dolayı garip bir girdaba saplanıyor ve bir ömür kendini
mutlu etmeye, tatmin etmeye, yüce etmeye, yerlebir etmeye çalışıyorsun ki; insan sosyalliği parodisi ya da ortada birşey olmadan oynanan bir oyun olduğuna göre pandomiminin temel taşı “kendim”… onu değerlendirenin kim olduğu gözardı edilerek. ya bir ben yoksa benden içre, hiç ben yoksa içimde.