Haz 17
‘atsan tutacağın bir denizde’ oltası kırık olana denk gelmiş sarhoş balık gibiyim. aklımı bir noktaya saplayamıyorum.
biliyorsun ki hayat kendini yeniler, yeniledi, yeniliyor… daima. her zaman.
herşey yolunda demek o kadar çok isterdim ki. aynı herşey yolunda demeni istediğim gibi. “bir bakarsın pencerendeyim, bir bakarsın düşündeyim…”
Etiketler: dene-me
Haz 14
- ne yapıyorsun?
- bıdı bıdı bıdı bıdı…
- hayır hayır ne yapıyorsun?
- evet. bıdı bıdı bıdı bıdı.
- oyun mu oynuyorsun? oyununa mı davet oyunumuza mı davet ediyorsun?
susmak bir ömre bedel. kaç ömür daha susmak peki?
delete… yok yok shift + delete…
ne varsa…
öylece!
Etiketler: dene-me,
fasa fiso
Haz 08
arıların kurduğu bir cumhuriyette arılara bal yapmanın yasaklanmasından sonra artık ülke sınırları içinde yaşayan bayan arıların kanat kullanarak uçmasının da yasaklanabileceği belirtildi.
kanatlarını siyasi olarak kullandıkları tespit edilen bazı bayan arıların bu kararın alınmasında etkili olduğu yorumları yapılıyor.
Etiketler: dene-me
May 20
çekmecede duran onca taslağa “yayınla” diyemiyorum. içimden gelmiyor. herşey çok hızlı ve hiçbir şey bahsedilecek kadar değerli gözükmüyor. kendi bahsettiklerim de dahil bahsi geçenleri ufak gülümsemelerle geçiştiriyorum.webde gezinmek değil rss dahi okuyamıyorum.
bir girdabın ortasındayım ve bu girdaptan dünya yaşamı sonuna kadar kurtulamayacakmışım gibi geliyor.
yakında css yardımı alabilirsem en azından sitenin görünümü ile oynayacağım. en azından kozmetik sektörüne katkımız olsun.
ve son söz bir süredir “içimdeki şarkı bitti…”
Etiketler: dene-me,
fasa fiso
Şub 15
özellikle filistin’le ismi bütünleşen eylemdir istişhad. onlar tanımı bu şekilde yapar. biz ise onlara “intihar eylemcisi” deriz. post modern çağın kavramları kirletmesi, katletmesi tüm hadiselerde ilk ele alınması gereken sorun.
bal arıları ile istişhad eylemcilerinin benzerlikleri vardır. bal arıları canlarına kasıt olduğunu düşündüğünde iğnesini saplar ve ölür. iğneyi batırdıktan sonra ölüp ölmeyeceği konusunda net bilgim yok fakat iğnesini zorda kalmadıkça batırmayan arılar gözönüne alındığında yapılan eylemin bir bilinç çerçevesinde yapıldığı gözüküyor. istişhad eylemcileri de bal arıları gibidir. kendini feda eder. inandığı dünya sonrası hayatı tamamen kendi isteği ile elinde basılı tuttuğu bombanın pimi sayesinde “merhaba” der.
miladi takvim’in şubat ayı; şahid olarak yaşamını sonlandıran ve “onlara ölüler demememiz” gereken güzel insanların dünya yaşamı sonu hikayeleri ile dolu. ismi meydanlarda duyulmayan fakat kendi içlerinde bir kamuoyu bulunan insanlar şubat ayına “şehadet ayı” diye tanım koyarlar.
şubat’ta şehadet demeden, istişhad demeden geçmek olmaz. şubat ayında toprağa düşen güzel insanlardan bir kaçı: malcolm x (amerika), hasan el-benna (mısır), iskilipli atıf hoca (türkiye), hama’da toplu halde şehadete kavuşan insanlar (suriye), halil ibrahim camiinde şehadete kavuşan insanlar (filistin), metin yüksel (türkiye)
ve zincirin son halkası henüz yeni şehadete (13 Şubat 2008) kavuşan İmad Muğniye (lübnan).
Etiketler: dene-me,
filistin,
halil ibrahim,
şehadet,
şehid,
şubat
Oca 30
bir insanın gelişim sürecine şahid olamayacağımı düşünürdüm. bu yüzden çocuk yetiştiremeyeceğimi ve hatta çocuğu yetiştirme, eğitme görevini anne dahi alsa onun yanında yaşamıma devam edemeyeciğimi düşünürdüm.
evlilik sürecinde bu korku devam ediyordu. ahmed yasin aramıza geldiğinde henüz biz bebeklikten kurtulduk mu ki diye soruyorduk kendimize. kucaktan, kundaktan, beşikten sıyrıldıktan sonra başlayan sorularıyla bizi güldürdü, düşündürdü, eğitti ve eğitmeye devam ediyor.
sürekli ama sürekli öğrenen bir birey, sürekli ve hızlı bir şekilde aklına alan, onu unutmayan gerektiğinde rahatsız edecek kadar hatırlatan ve hiç bir şekilde dünyayı umursamayan bir arkadaşımın tabiriyle organik anarşist.
bu sıralar ormandan çıkaramıyoruz ahmed yasin’i. yolda yürürken elinde mutlaka bir ağaç parçası olmalı. ıslak veya çamurlu değilse toprakları mutlaka ellemeli. otları koparmalı. hava iyiyse üzerinde yuvarlanmalı.
eline aldığı silahıyla (herhangi bir gereç) atına biniyor ( bu at bazen annesi, bazen ben bazen de başkası) ve ormanında ilerliyor. “geldik herhalde oğlum” dediğimde “yok henüz gelmedik” diyor ve yolunu tamamladığında sevinç nidaları atıyor.
bir gün bir ormana girsek ve ailecek kaybolsak… herşeyden uzak… herkesten uzak…
Etiketler: dene-me,
ahmed yasin,
orman,
oyun
Oca 28
cuma ertesi anahtar alınmadan dışarı çıkıldığı için 2 arkadaşla beraber dışarda kaldık. anahtarı almadıklarını farkettikleri saat de gecenin 12:30′u idi. bir komşudan tornavida ve bir kaç araç gereç alarak kapıyı zorladık fakat açmamız mümkün olmadı.
kredi kartlarının çilingir servisleri geldi aklımıza, internet cafede sabahlama fikri geldi fakat güzelim ev varken ve arada sadece bir kapı varken ev dışında kalmak bünyemize ağır geldi. internetten çilingir diye arattık ve gecenin 1′inde çok da umudumuz olmamasına rağmen şuradan bulduğumuz numarayı (444 0 193) aradık. 10-15 dk içinde gelebileceklerini söylediler. 50 ytl’yi gözden çıkarttığımızı aramızda konuşurken onlar da tam üstüne basarak 50 ytl. ücret istediklerini ifade ettiler. ve istanbul’un ücra köşelerinden birinde olmamıza rağmen dedikleri saatte de gelerek bizi şaşırttılar.
bizim 6 tornavida, 3 kerpeten, 8 dozerle 30 dk. uğraşmamıza rağmen açamadığımız kapıyı bir tornavida ve küçük bir demir vasıtası ile 30 sn. sürmeden açtı gelen amcamız. ücreti verdik ve eve daldık. gün yorucu idi gece yorucu oldu ertesi gündüz daha da yorucu.
çilingirlik hizmetini duyurmuş olayım dedim. google gayet bunu yapıyorsa da ücret olsun, güvenilir olup olmayacakları konusunda bir önfikriniz olsun istedim.
Etiketler: davul-tokmak,
dene-me,
fasa fiso,
çilingir,
kapı,
karmaşa,
macera,
nisyan
Oca 22
muallim lafzını kullanmıyoruz artık. tdk öğretmen tanımıyla eşleştirmiş muallim’i. eğitim kurumlarımızdaki eğitim veren personele “öğretmen” deniyor. öğretmekten geliyordur sanırım.
milli eğitim bakanlığını web sitesinde öğretmenlerle ilgili özlü sözler kısmı var. oradan bir kaç alıntı yapmak istedi canım:
Öğretmenlik Tanrı sanatıdır. (Hz.Ali)
Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder. (Atatürk)
Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir. (Socrates)
bir de eğitimle ilgili pink floyd’dan unutulmaz bir enstantanemiz var herkesin bildiği:
we don’t need no education
aslında ben bunları ne için yazıyorum. sabah 6:18′de kalkan ben 7 gibi henüz güneş doğmadan ofiste olur. ve saat 10:30 a kadar neredeyse gününü yarılamıştır. gelen telefondaki ses henüz yeni okula gidildiğinden, okula gidildiğinde de öğrencileri geziye götüreceklerinden bahseder. bundan sonraki bahis konusu ise sömestr tatilidir. kesinlikle kıskandırmak ya da kızdırmak gibi bir gaye yoktur. fakat insan bu tür hikayeler duya duya psikolojisini yıpratabilir, canı sıkılabilir vs…
boşverelim değil mi. aslolan: “yaşasın okullarımız, biricik öğretmenlerimiz, tek tanecik müdürlerimiz”
Etiketler: dene-me,
fasa fiso,
iş güç,
muallim,
öğretmen,
okul
Oca 18
başörtüsü meselesi güncel siyasete çok fazla alet ediliyor. kimi dönem başörtüsü sorununun hiç bir şekilde kendi sorunu olarak algılamayacak çeşitli insanların bile sorunu haline geldiğini görüyoruz. halka oynamak, tribünlere şarkı söyletmek basit iştir. önemli olan trübünlere söyletmek değil doğruları hayata geçirmek, iyi yaşamak, kötülüğü de ortadan kaldırmaktır. fakat öyle bir çağda yaşıyoruz ki maalesef bu laftan sonra başörtüsü örtmeyen bayanları ortadan mı kaldırmak istiyor bunlar bile denebilir.
sadece cumhurbaşkanlığı seçiminde seçim protestosunu yaygınlaştırmayı amaçlayanlar oldu. bense hayatım boyunca bu tarz kirli işlerde ufacık da dahi parmağım olmasın diyerek sandığa gitmedim. bundan sonra da beni sandalyemden, yatağımdan, evimden çıkarıp oy kullanmaya götürmeleri çok zordur.
tayyip efendi’nin yurtdışına çıkarken başlattığı ve dönüşte de devam ettirdiği ve gündeme taşıdığı başörtüsü hadisesi tepe gündem maddesi haline geldi. ve sanki başörtülü öğrenciler okullarına girebilecekler. e madem sokacaktınız tekrar neden 10 senedir almıyorsunuz. 10 senedir okullara alınmayan, okulundan atılan öğrencilerin günahı neydi. madem başörtüsü takmak günah değildi de neden yasakladınız. ya da günahsa şimdi neden serbest bırakacaksınız.
ikna odalarınızın yerini ne alacak şimdi merak ediyorum. anılarımızı bile zar zor hatırlıyoruz şimdi yasağın başladığı 97-98 senesinden. biliyoruz okullarınızın 5 para etmeyeceğini. fakat bu mesele sadece okul değil bunu da biliyoruz. kamusal alan diye tanım koyar içini de utanmadan kendiniz doldurursunuz herşeyde yaptığınız gibi.
“ben”leriniz yüzünden unutmadınız mı bizi zaten? ibrahim babamız, dedemiz, atamız, peygamberimiz olsa da öğretse hepimize tekrardan tevhidi. sınıfsal ayrımı, ilk nesil insanları. ateş bile olsanız ibrahim’i yakamazsınız biliyorsunuz değil mi?
Etiketler: davul-tokmak,
dene-me,
başörtüsü,
ibrahim,
ikna odaları,
okul,
tesettür sorunu,
üniversite
Son Fikirler