çekmecede duran onca taslağa “yayınla” diyemiyorum. içimden gelmiyor. herşey çok hızlı ve hiçbir şey bahsedilecek kadar değerli gözükmüyor. kendi bahsettiklerim de dahil bahsi geçenleri ufak gülümsemelerle geçiştiriyorum.webde gezinmek değil rss dahi okuyamıyorum.
bir girdabın ortasındayım ve bu girdaptan dünya yaşamı sonuna kadar kurtulamayacakmışım gibi geliyor.
yakında css yardımı alabilirsem en azından sitenin görünümü ile oynayacağım. en azından kozmetik sektörüne katkımız olsun.
ve son söz bir süredir “içimdeki şarkı bitti…”
Etiketler: dene-me, fasa fiso
dün (03 mart 08) uzun süredir kullanmadığım bir banka hesabıma internet üzerinden giriş yapmaya çalıştım. fakat uzun süredir kullanmadığım için parola ve şifre bilgisini dahi unuttuğumdan bilgileri yenilemek durumunda kaldım. ufak bir banka işlemi için girdim ve işimi hallettim.
işlemi yaptıktan birkaç saat sonra kontrol amaçlı tekrar girdiğimde hesabımda hiç benle alakası olmayan bir miktar para gördüm. rakam da bana göre büyük sayılabilecek bir rakamdı. dekont bilgisi görmeye çalıştığımda internet şubesini kullanarak dekont bilgisi göremeyeceğim uyarısını aldım.
çalıştığım bankanın telefon bankacılığını aradığımda onlar da dekont bilgisini göremediklerini ve şubemle görüşmem gerektiğini ifade ettiler. sabah 9 olur olmaz şubeyi aradım fakat onlar da sadece “kısa bir açıklama gördüklerini başka bir bilgi göremediklerini” söylediler. “para hesabınızda dursun” dediler. “para oldu mu sürekli hesap işletim ücreti alıyorsunuz” dedim. “bir süre dursun yanlışlığı yapan kişi mutlaka bizi arar biz de size döneriz” dediler.
daha sonra internet üzerinden başka bir adımdan onların gördüğü kısa bilgiyi ben de görebildim. kısa bilgide bulunan cep telefonunu aradığımda da telefona ulaşamadım. bilinmeyen numaralar servisinden kime ait olduğunu sorguladım. bir şirket ismi verdiler fakat internet üzerinde böyle bir şirket bilgisine de rastlamadım.
şimdi bankadan haber bekler durumdayım. yolda para bulmanın modern versiyonu bu da.
Etiketler: fasa fiso, banka, internet bankacılığı, yanlış hesap
çok fazla işçi sirkülasyonu olan iki firmada çalışıyorum. aylık 50 kişi girip 40 kişi çıkıyor ortalama çalıştığım firmaya. bölge müdürleri kendi bölgelerinde sürekli her an eleman ihtiyacı olabilir düşüncesi ile insan kaynakları gibi aktif olarak çalışıyorlar.
geçenlerde yeni başlanan bir proje için depo elemanı ihtiyacı hasıl olduğunda bir bölge müdürümüz bir partinin ilçe başkanlığı merkezini arayarak durumu telefonda çıkan yetkiliye arz ediyor. karşı taraftaki yetkili olduğu söylenen şahıs depo elemanı için kendilerinin aranmaması gerektiği kendilerinin üniversite mezunu, prezentabl elemanlarla diyalog halinde olduklarından bahsediyor. bunu duyan bölge müdürü gayet sinirlenerek ağzını açıp gözünü yumarak bir elinde telefon ağzında küfür diğer elinde direksiyon araba kullanmaya devam ediyor.
bir nevi hamili kart yakinimdir hadisesi bu. vakıflar, dernekler ve çeşitli kuruluşlar insan kaynakları merkezi gibi çalışıyor. bunun çok da kötü bir durum olduğunu düşünmüyorum. sonuçta insan sürekli diyalog halinde olduğu kurum ve kuruluşların referansını önemseyebiliyor ve herkesin güvenirlilik standartları farklı olabiliyor. fakat depo elemanı bulamayız illa size müdür vereceğiz tarzı bir hareket de halka nasıl bakıldığının bir göstergesi.
Etiketler: fasa fiso, insan kaynakları, telefon, üniversite
cuma ertesi anahtar alınmadan dışarı çıkıldığı için 2 arkadaşla beraber dışarda kaldık. anahtarı almadıklarını farkettikleri saat de gecenin 12:30′u idi. bir komşudan tornavida ve bir kaç araç gereç alarak kapıyı zorladık fakat açmamız mümkün olmadı.
kredi kartlarının çilingir servisleri geldi aklımıza, internet cafede sabahlama fikri geldi fakat güzelim ev varken ve arada sadece bir kapı varken ev dışında kalmak bünyemize ağır geldi. internetten çilingir diye arattık ve gecenin 1′inde çok da umudumuz olmamasına rağmen şuradan bulduğumuz numarayı (444 0 193) aradık. 10-15 dk içinde gelebileceklerini söylediler. 50 ytl’yi gözden çıkarttığımızı aramızda konuşurken onlar da tam üstüne basarak 50 ytl. ücret istediklerini ifade ettiler. ve istanbul’un ücra köşelerinden birinde olmamıza rağmen dedikleri saatte de gelerek bizi şaşırttılar.
bizim 6 tornavida, 3 kerpeten, 8 dozerle 30 dk. uğraşmamıza rağmen açamadığımız kapıyı bir tornavida ve küçük bir demir vasıtası ile 30 sn. sürmeden açtı gelen amcamız. ücreti verdik ve eve daldık. gün yorucu idi gece yorucu oldu ertesi gündüz daha da yorucu.
çilingirlik hizmetini duyurmuş olayım dedim. google gayet bunu yapıyorsa da ücret olsun, güvenilir olup olmayacakları konusunda bir önfikriniz olsun istedim.
Etiketler: davul-tokmak, dene-me, fasa fiso, çilingir, kapı, karmaşa, macera, nisyan
muallim lafzını kullanmıyoruz artık. tdk öğretmen tanımıyla eşleştirmiş muallim’i. eğitim kurumlarımızdaki eğitim veren personele “öğretmen” deniyor. öğretmekten geliyordur sanırım.
milli eğitim bakanlığını web sitesinde öğretmenlerle ilgili özlü sözler kısmı var. oradan bir kaç alıntı yapmak istedi canım:
Öğretmenlik Tanrı sanatıdır. (Hz.Ali)
Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder. (Atatürk)
Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir. (Socrates)
bir de eğitimle ilgili pink floyd’dan unutulmaz bir enstantanemiz var herkesin bildiği:
we don’t need no education
aslında ben bunları ne için yazıyorum. sabah 6:18′de kalkan ben 7 gibi henüz güneş doğmadan ofiste olur. ve saat 10:30 a kadar neredeyse gününü yarılamıştır. gelen telefondaki ses henüz yeni okula gidildiğinden, okula gidildiğinde de öğrencileri geziye götüreceklerinden bahseder. bundan sonraki bahis konusu ise sömestr tatilidir. kesinlikle kıskandırmak ya da kızdırmak gibi bir gaye yoktur. fakat insan bu tür hikayeler duya duya psikolojisini yıpratabilir, canı sıkılabilir vs…
boşverelim değil mi. aslolan: “yaşasın okullarımız, biricik öğretmenlerimiz, tek tanecik müdürlerimiz”
Etiketler: dene-me, fasa fiso, iş güç, muallim, öğretmen, okul
istanbul’da su manzaralı mekanlara karşı ayrı bir ilgi olduğunun hepimiz farkındayızdır. özellikle boğaz manzarası istanbul’da yaşayanlar ve hatta istanbul’da yaşamayanlar tarafından sevilir, konuşulur, üzerine yazılar, şiirler yazılır.
ilk başta su manzaralı dedim çünkü sadece boğaz değil çeşitli kurumlar tasarladıkları dış mekanlara yapay göletler kurup etrafına masalar yerleştirerek ilgi çekmeye çalışıyorlar. pierre loti tepesi, çamlıca tepesi ve bilumum tepeler tepe olmayan, su görmeyen veya su yanına kurulmayan tesislere göre daha fazla ilgi çekiyor. ücretler de buna göre biraz artış gösteriyor. belediyeye ait tesislerde fiyatlar diğer özel firmaların fiyatlarına göre ‘bedava’ olarak nitelendirilebilir. belediye tesislerinde tek sıkıntının iç mekanlarda sigara içilmemesi olduğunu düşünüyordum fakat gelecek yasakla beraber diğer mekanlara da bu yönde baskı yapılacağı aşikar.
manzaralı, yiyecek ve içecek tüketilip çeşitli muhabbetler yapılabilecek mekanlar bu şekilde ilgi çekerken, kılınabilecek bir namaz sonrası eşsiz bir boğaz manzarası izlenebilecek, banklarına oturulup sigara tüttürülebilecek, pipo tüketilebilecek çok sayıda camiimiz de var. ortaköyden itibaren isimleri sayılabilir bu camiilerin. ortaköy’de yahya efendi ve ortaköy camii, arnavutköy camii, emirgan camii vs.
dün arnavutköy camiinde abdest alma bölümlerinde sıcak su aktığını da gördük. daha önce bir tek eskişehir’de görmüştüm bu durumu. eskişehirdeki ısıtıcı ile sağlanan bir sıcaklık değildi ve soğuk suyuda yoktu. orada tuvaletlerde dahi doğal kaynak suyu sıcak şekilde akıyordu. arnavutköyde sıcak ve soğuk tercihi sizin elinizde. kış vakitlerinde üşümemeniz için herşey tasarlanmış.
gülün gülün ben de öyle yapıyorum zaten ![]()
Etiketler: dene-me, fasa fiso, boğaz, camii, manzara, tesis
bugün yılın sonu. bu gece de yeni yılın başı. geçen ay KOÇTAŞ‘da noel süslemeleri bölümünü gördüğümde yılın sonuna vardığımızı hissetmiştim. bir de ondan sonra dağıtılan ajanda, takvim vs.’lerden yılın sonuna geldiğimizi hissetmiştim.
bugün ofiste ince bir telaş var. diğer bayramlarda yaşanmayan bir hava bu. bazılarımızın evinde kutlama yapılacak sanırım. hafta sonundan etrafındaki insanlara hediye almaya giden arkadaşlar oldu. bugün bayram ve seyranlarda rastlanan bir telefonlaşma ve mesajlaşma durumu hakim. normal vakitlerde alınmayan milli piyango biletleri özel çekiliş nedeniyle alınmış.
bir arkadaş akrabasını aradığında telefonda aynen şu şekilde konuştu: “bayramda arayamamıştım kusura bakma yılbaşında arayayım dedim. müslümanlıktan geçtik artık ne de olsa…”
yarının tatil olması dışında bu gecenin ve yarın gündüzün benim için hiç bir anlamı yok. bir pazar gününe başlarmış gibi başlayacağım. düne, bugüne ve yarına inanmayan birisine yılbaşı diye bir kavram sanırım dayatılamıyor.
işin köküne, kökenine inmek isterdim. araştırıp buraya bu tarz geleneklerin nerden çıktığını, kaynağının ne olduğunu anlatmak isterdim ama bunun çok gerekli olduğunu düşünmediğimden sadece işin duygu tarafını yazmak istedim.
Etiketler: dene-me, fasa fiso, bayram, gelenek, noel
ben henüz resmi olarak TSK personeli olduğumda (gönüllü esaret) işlemeye başlayan Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde bir mail almışım. Hotmail hesabımı aktif olarak kullanmadığımdan bu kadar geç farketmişim. 28 Nisan 2007 tarihinde gönderilmiş bir e-posta ve başlığı : ““Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır”.
Aslında buraya yazıp da reklamını yapmak dahi istemiyordum fakat spam mail konusunda sadece TSK değil tüm kurumlara karşı tepkim var. Bana gelen spamlerin özellikle şahsi olarak aktif kullandığım mail adresine gelen spam postaların peşine düşüp bir şekilde bana gelmesini önlüyorum. Bunun için bana mail gönderen kurumlarla polemiğe girdiğim dahi oluyor.
Acaba bu spam olayından sonra TSK ya ait ipler hosting firmaları tarafından kara listeye alındı mı merak ettim açıkçası. Spam maillerden ötürü hapis cezaları alınan bir dünyada TSK’ya tepki veren kaç kişi oldu bunu da merak ediyorum. TSK tarafından gönderilen mail “istenilmeyen elektronik ileti” kapsamına sokulup sokulmadığını merak ediyorum ama benim için kurum farketmiyor ve gönderen TSK da olsa bu mail benim için “istenilmeyen elektronik ileti”.
Etiketler: fasa fiso, spam, tsk
Son Fikirler