Ara 11
bize sadece haber vermek istedikleri şeyleri haber veren ajanslardan ötürü guantanamo’dan habersiziz. böyle bir ortamda guantanamo’da yaşananları kurgu-belgesel (resmi site, imdb) olarak çekmek bile yürek işi.
the road to guantanamo (guantanamo yolu), sinema sanatı açısından 56ncı berlin film festivalinde yönetmenlerine (Michael Winterbottom ve Mat Whitecross) “en iyi yönetmen” için verilen gümüş ayı ödülü kazandırmış bir film.
bu ikili daha önce 9 songs (resmi site, imdb) filmini çekmişler. 9 songs filmi beni çok aşırı rahatsız etmişti. pornografinin bu kadar hayatın içinden, yağsız, fondotensiz vücutlarla sunulması durumu ilginç fakat kötüydü. 9 songs, öyle projeksiyon karşısına kurulup da izlediğim bir çalışma da değildi. bir bakıp geçmiştim sadece ve o bakıp geçme durumu bile rahatsız ediciliği ile aklımda kalmış.
the road to guantanamo filminde aslında ebu gureyb’de ajanslardan geçilen fotoğrafların
verdiği rahatsızlıktan öte bir rahatsızlık görülmüyor. filmi anlatan ya da yorumlayanların genelde üstünde durduğu şey de “bu yaşananlar herkesin başına gelebilir” fikri. ama biz bunu daha önce de biliyorduk diyesim de gelmiyor değil bu anlatımlar karşısında. buna rağmen filmi önemsiz bulduğum düşünülmesin. aksine yıllardır öldürülen, işkence gören, üzerine çok çeşitli senaryolar oynanan müslüman halkların kendi hikayelerini anlatamamalarının karşısında nadir de olsa böyle hikayeler anlatma cesaretini gösteren insanlar çıkmasını görmek beni mutlu ediyor. Devamı… »
Etiketler: selamlama,
sinema,
9 songs,
sabır,
the road to guantanamo,
yol hikayesi
Kas 19
henüz 17 yaşında geçim sıkıntıları çeken bir çiçekçi kızın çalıştığı fabrikadan ayrıldıktan sonra birisi vasıtasıyla uyuşturucu kuryeliği yapmasının hikayesi.
genelde uyuşturucu üzerine yapılan filmler kötülemeye çalışır gibi gözükse de çok sağlam uyuşturucu propagandası yaparlar gibi bir önyargım var. bu film bu filmlerden ayrı bir kategoride. direk uyuşturucu ile ilgili de değil zaten.
filmin merkezinde genç bir kız hikayesi var. amerika’ya yerleşme hayali ile bu işin içine giriyor. çok çok başarılı olmasa da yönetmenin henüz ikinci filmi olduğunu öğrendiğimde çalışmanın hiç de fena olmadığı hissine kapıldım.
esas kızımız ya da başrol oyuncumuz da gayet güzel iş çıkartmış.
fabrikada şefle yaşanan diyalog olsun, banyoda üzüm yutarak egzersiz yapma durumları olsun, uçakta vücuttan çıkan uyuştucu dolu tüpleri diş macunu ile yıkayıp tekrar yutma sahneleri olsun beni baya gerdi. izlemeye değer sahneler mi bu tartışılır tabii ama kötü duygu anlamında bile insanı sarsacak yapımlar bulmak kolay olmuyor bu zamanda.
Etiketler: sinema,
maria full of grace,
uyuşturucu
Kas 13
Stanley Kubrick’e olan hayranlığım sinemaya karşı ilgi duyduğum ilk zamanlardan kalma bir hayranlık. Yaptığı işleri çözmeye, algılamaya çalışıyorum. Arada kopuk bir kaç film hariç tüm filmleri izlediğimi düşünüyorum. Ara ara geriye dönüp bir daha izlediğim bile oluyor bazı filmlerini. (Aynı kitabı tekrar okuyup farklı bir bakış açısı yakalama ile aynı şey bu durum.)
Lolita (imdb, beyazperde) filmi izlenmesi gereken filmler listesinde duruyordu benim için. Dün akşam izleyebildim filmi. Filmin uyarlandığı romanı okumak isterdim izlemeden önce fakat Stanley Kubrick romanı yazan Vladimir Nabokov’la beraber senaryolaştırmış filmi ve romanda 12 yaşında olan “lolita” 15 yaşında olarak düşünülmüş. Buna rağmen 1962 yılında yayınlandığında çok tepki çekmiş film.
Peter Sellers’ın Kubrick filmlerindeki performansı beni çok güldürüyor. Bu filmde de filmin sonu ve başlangıcındaki 10 dk.lık seans çok güldürdü. Devamı… »
Etiketler: sinema,
alev alatlı,
kubrick,
lolita,
nabokov
Şub 24
Bir süredir enfüs‘le olan film arşivi yapma hadisemiz hız kesmeden hatta her gün artan ivmesiyle devam ediyor. Olayı enfüs teklif etti ben de direk daldım. Daha sonra çözdü sağolsun kendisi ve şu an son sürat download işleri devam etmekde. Hergün arşive dvd veya divx filmler katılmakta ve hatta bunları indirmenin izlemekten daha çok vakit aldığını bile söyleyebiliriz.
Olay kısaca şudur. 2 tane siteye üye olmanız gerekiyor öncelikli olarak. Bunların üyelikleri kredi kartı ile. 1. site newshosting. 2. olarak da newzbin. Newshosting’e ayda sadece 20 USD verilerek üye olunabiliyor. Bu üyelik sayesinde 4 farklı IP’den bağlanılarak download yapılabiliyor. İşin güzel tarafı p2p programlarındaki gibi karşı tarafı beklemek ya da karşı tarafa upload etmek gibi bir derdinizin olmaması. Ayrıca 4 farklı kişi ortak üye olunursa ki 4 kişi aynı anda bağlanabiliyor çok cüz’i bir rakama bağlantınız ne kadar download edebiliyorsa o kadar download etmeniz de ayrı bir güzellik.
Şiddetle download düşkünlerine tavsiye olunur.
Etiketler: davul-tokmak,
sinema,
teknoloji,
download,
dvd,
newshosting,
newzbin
Kas 02
Uzun süredir bu kadar güzel film izlememiştim. Lola Rennt (Run Lola Run) filminden sürekli koşması ile hatırladığımız franka potente oynuyor filmde. Filmin sonlarına doğru bir psikiyatri kliniğinde tek kişilik bir hücrede tutulan esas oğlanın yanına gelerek esas kızımız şöyle diyor:
EsasKız- Dinle.
E.K. - Karar vermek zorundasın.
EsasOğlan - Karar mı?
E.K. - Buradan ayrılıyorum.
E.K. - Benimle gelebilirsin.
E.K. - Bir rüya gördüm.
rüyamda birlikteydik.
erkek ve kızkardeştik,
anne ve babaydık,
karı ve kocaydık.
Ve…
İkimiz de her ikimizdik.
E.O. - Sen delisin.
E.K. - Evet, tabii ki.
Belki hepsi yanlıştır.
Ama ben bunun mutluluk olduğunu düşündüm.
Etiketler: dene-me,
sinema,
deli,
düş,
rüya,
The Princess 038 The Warrior
Haz 04
filmden bir kaç diyalog:
P: 157 kızıl öldürdüm. 50 tane de manda. Bunlar resmi rakamlar.
SP: Kadın ya da çocuk var mı?
P: Bazen.
SP: Bir kadını ya da çocuğu nasıl öldürebilirsin?
P: Çok kolay. Biraz öne ateş ediyorsun.
Savaş cehennem gibi değil mi? Pisliğe ulaşmak istiyoruz.
İlk konuşmadan:
Siz ana kuzuları bu adadan kurtulabilirseniz, acemi eğitimini bitirebilirseniz… çakı gibi olacaksınız, savaşmak için yalvaran ölüm makineleri olacaksınız. Ama o gün gelinceye kadar bir bok değilsiniz! Bu dünyadaki en aşağılık yaratıklarsınız. İnsan bile değilsiniz! Siz düzensiz, bir boka yaramayan yaratıklarsınız!
Etiketler: dene-me,
sinema,
full metal jacket,
kubrick,
savaş
May 03
“biz dünyanın şarkı söyleyen, dans eden atıklarıyız!”
Etiketler: dene-me,
sinema,
anarchy,
fight club
Son Fikirler