hiç kimsesi ölmemiş yetimler

davul-tokmak Fikir Yok »

2006 mart’ta başlayan zorunlu muvazzaflık dönemim 2007 haziran’ında bitti. askere başladığımda herhangi bir sağlık güvencemiz yoktu ailecek. Allah’a emanet edilerek çıktık yola.

eğitim birliğinden usta birliğine geçtiğim ve dağıtım izni kullandığım dönem eşim ve ahmed yasin için sağlık cüzdanı çıkarabileceğim söylendiğinden dağıtım izninde askerlik şubesine uğrayarak gerekli evrakları öğrenmek istedim. asal’ın web sitesinde de gerekli evraklar sıralanmıştı fakat bazen webden görünen köy kılavuz isteyebilir diyerek şubeye gittim.

istenen evrakların bir liste yapıldığı not kağıdını tarafıma veren şahıs kağıtta yazmayan bir notu bana sesli olarak iletti. “eşiniz türbanlıysa o şekilde fotoğraf kabul edilmiyor. perukla çektirin ya da bazı fotoğraf stüdyoları ayarlıyormuş” dedi. o an o kadar garip bir şekilde kaldım ki. aslında karşılaştığım tavır hiç yabancı değildi. 97-98′de üniversite döneminde direk yüzyüze geldiğimiz başörtüsü olayı gene önümüze konmuştu. ben görevliye hiçbirşey diyemeden oradan ayrıldım. o an “alın sağlık cüzdanınızı” şeklinde başlayıp sövgü ile devam eden cümleler kurmak isterdim. fakat hala askerdim ve önümde 12 aylık bir askerlik dönemim vardı. kanuni olarak bunun hakkı aranır mıydı bilmiyorum ama kimi kime şikayet edecektim ki?

muhtaç aile kavramı içine sanıyorum kendimizi sokabilirdik istenen belgelerle hatta ahmed yasin için fotoğraf konusunda da problem yoktu fakat eşime başörtülü diye sağlık cüzdanı vermeyen bir kurumdan çocuğum için neden sağlık cüzdanı alayım ki diye düşündüm.

keşke eşi ya da annesi başörtülü olanları askere de almasalardı. ama maalesef aldılar.


Etiketler: , , , ,

Taliban esaretinden gerçek özgürlüğe

iktibas, saygı, selamlama 1 Fikir »

İngiliz gazeteci Yvonne Ridley 28 Eylül 2001′de Afganistan’a kaçak yollardan girmeye çalışırken Taliban tarafından Afganistan’da esir alındı. 10 gün boyunca Taliban’ın elinde esirdi. 43 yaşındaki Yvonne Riddley Taliban’a “Eğer beni serbset bırakırsanız Kur’an-ı okuyacağım, İslam dinini araştıracağım” diyerek Taliban esaretinden kurtuldu. Ve bu sözünü tutarak Kuranı Kerim’i incelemeye başladı ve bunun sonucunda müslüman oldu, hacca gitti. Müslüman olduktan sonra 2 kitap yazdı. Şimdilerde İslam Kanalı’nın politika editörlüğünü yapıyor ve sabah saatlerinde politik ajanda isimli bir tartışma programı yapıyor. İnsanları İsrail ürünlerini boykota çağırıyor. Kanal 7 ve Zaman Turkuaz’da yayınlanan Ebru Ateş’in röportajı da aşağıda:

Taliban tarafından kaçırıldıktan sonra Müslümanlığı seçtiniz, bu dönüşün hikâyesini anlatır mısınız?

Taliban tarafından kaçırıldığımda büyük haberlere imza atan bir gazeteciydim. Ancak o zaman, utanç verici şekilde kendim gazetelere manşet oldum. Taliban’a söz verdim: “Eğer beni serbest bırakırsanız Kur’an’ı okuyacağım. İslam’ı araştıracağım.” Onlar sözünü tuttu, beni bıraktı. Ben de tuttum. Söz sözdür diye düşündüm ve Kur’an’ı okumaya başladım. Tamamen akademik bir çalışmaydı. Manevi bir yolculuğa çıkmak gibi bir niyetim yoktu başlangıçta.

Kur’an sizi nasıl etkiledi?

Nefes kesiciydi. Kur’an sanki bir yaşam kılavuzu. Okuduğum her şeyden çok etkilendim. Özellikle kadın haklarından. Çünkü bize hep Müslüman kadınların baskı altında olduğu anlatılırdı. Ancak Kur’an diyor ki; biz kadınlar manevi olarak erkeklere eşitiz. Eğitim hakkı konusunda da eşitiz. Biz kadınlar çocuk doğurma özelliğinden dolayı İslam’da yüceltiliyoruz. Cennetin annelerin ayağının altında olduğu söyleniyor. İslam’ı ilk kabul eden bir kadındı. Devamı… »


Etiketler: , , , , , ,
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Yazı RSS'i Yorum RSS'i Giriş
Creative Commons License