Yazma isteği gelince eski defterler eski olaylar eski sokaklar eski ne varsa dökülüp duruyor. Yok ettiklerimden arta kalanlar dahi kuyulara sürüklemeye yetiyor kendimi. Arta kalanlar değil belki de sadece biriken ve kazınan şeyler. Elle tutmaya çalışıyorum dibe batmak adına fakat etrafımda somut bir parça bulamıyorum. Soyut anlamlarda tutunmaya çalışmak yoruyor ve tutunamayıp düşüyorum. İçim sürekli yere düşüp tekrar yerine dönüyor.
Hüzün bu düşü(nü)şlerle beraber insanın yüreğindeki en büyük yeri kaplıyor ve nefes almak dahil bir çok eylem zorlaşıyor. Hareket kabiliyeti ortadan kalkıyor. Odamın perdelerini kapatıp bir melodi eşliğinde “kara” duvarımda kaybolmak istiyorum gene. “Susku” en güzel haliyle karşımda duruyor şimdi. Dizlerini karnına çekip oturmuş bir insan siluetine dönüşüyorum. Yabancı bir yerde olmak ürkütüyor. Odama ulaşamayacağımı düşünüyorum sonsuza kadar, eğer odamda değilsem… Üstünde yıldızların önünde poz vermiş koca bıyıklı bir kedi figürü olan fincanımın içindeki tomurcuk ve seylan çayı harmanı ile yapılmış demli çaya uzanmak dahi zorlaşıyor.
Etiketler: dene-me, düşünüş, düşüş, hüzün, kara duvar, kuyu, susku, yazmak
Son Fikirler