Hiç

dene-me, iktibas Fikir Yok »
“Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu, verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiçbir değeri yok ki… Bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için.Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, birşey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İşyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmıyacak insanla biraraya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım…”Tezer Özlü


Etiketler: , , , , , ,

herşey bir çocuk ağlaması gibi

dene-me Fikir Yok »

Herşeyin tekrar edip durduğunu ve en kötüsü kendimi tekrar edip durduğumu sorguladığımda aslında tekrarlara o an veya bir süredir takıldığımı görüp sinir krizleri geçiriyorum.

Bu farkedişlerin sonrası bile tekrar olmaktan öteye geçemiyor. Bir su birikintisinin üstünden atlarken kullandığım taşlar bile aynı. Hangilerine basıyorsam daha önce gene aynı şekilde onlara basarak devam etmeye çalışıyorum yoluma.

ve sonra bu büyülü cümle aklıma geliyor. ya da ana şahit olarak sözü kendimde etrafımda, eşyada, işte, eşte, herkesde görüyorum: herşey bir çocuk ağlaması gibi.

bunalım yapmamak lazım! artık kuyulardan çıkmak lazım.


Etiketler: , , , , ,

Eski

dene-me Fikir Yok »

Yazma isteği gelince eski defterler eski olaylar eski sokaklar eski ne varsa dökülüp duruyor. Yok ettiklerimden arta kalanlar dahi kuyulara sürüklemeye yetiyor kendimi. Arta kalanlar değil belki de sadece biriken ve kazınan şeyler. Elle tutmaya çalışıyorum dibe batmak adına fakat etrafımda somut bir parça bulamıyorum. Soyut anlamlarda tutunmaya çalışmak yoruyor ve tutunamayıp düşüyorum. İçim sürekli yere düşüp tekrar yerine dönüyor.

Hüzün bu düşü(nü)şlerle beraber insanın yüreğindeki en büyük yeri kaplıyor ve nefes almak dahil bir çok eylem zorlaşıyor. Hareket kabiliyeti ortadan kalkıyor. Odamın perdelerini kapatıp bir melodi eşliğinde “kara” duvarımda kaybolmak istiyorum gene. “Susku” en güzel haliyle karşımda duruyor şimdi. Dizlerini karnına çekip oturmuş bir insan siluetine dönüşüyorum. Yabancı bir yerde olmak ürkütüyor. Odama ulaşamayacağımı düşünüyorum sonsuza kadar, eğer odamda değilsem… Üstünde yıldızların önünde poz vermiş koca bıyıklı bir kedi figürü olan fincanımın içindeki tomurcuk ve seylan çayı harmanı ile yapılmış demli çaya uzanmak dahi zorlaşıyor.


Etiketler: , , , , , , ,
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Yazı RSS'i Yorum RSS'i Giriş
Creative Commons License